Radyodiyagnostik

Radyodiyagnostik; kelime anlamı olarak sürekli bahsi geçtiği üzre; radyolojik görüntüleme anlamına gelir. İnsan vücudunun belirli bir kesiminin ya da tümünün tıbbi amaçlı görüntülerinin çıkarılmasıyla mevcut hastalıkların bilgisi elde edilmiş olur. Tıbbi amaçlı görüntüler elektriksel, sonik veya radyolojik gibi birbirinden farklı yöntemlerle üretilir. Radyolojik görüntülemenin aksine diğer görüntüleme çeşitleri çok farklı yöntemlerle vücut görüntüsünü elde ederler. Ancak radyolojik görüntülemede vücudun kesitsel görüntüsünün çıkarılması için X-ışınları veya Elektromanyetik alanlar kullanılır. Bu nedenle diğer görüntüleme yöntemlerinin aksine çok farklı bir yöntem izleyen bu cihazlar vasıtasıyla yapılan görüntülemeye Radyolojik Görüntüleme; bu görüntüleri işlemeyi, incelemeyi araştıran bilim dalına da Radyoloji adı verilir.

Radyodiyagnostik vasıtasıyla hekimler bir asır öncesinde tahmine ve bir kaç karakteristik belirtilere dayalı olarak hastalıkları tedavi etmeye çalışırken, günümüzde hastalıkları, hastalıklı lezyonları μm hassasiyetlerle elde edilmiş görüntüler vasıtasıyla görebilmekte ve bu sayede daha kolay teşhis imkanına kavuşmuş olmaktadırlar. Radyodiaygnostik cihazlar vasıtasıyla elde edilen ve daha kolay teşhis imkanı sunan radyodiyagnostik görüntüler hekimleri sadece kolay teşhis imkanına kavuşturmakla kalmamış, bu imkanın sonucunda hastalıkların daha spesifik yöntemlerle tedavi edebilir hale gelmelerini sağlamışlardır. Daha kolay teşhis sadece daha kolay tedaviyi yanında getirmemiştir. Bunun yanı sıra hastalıklar artık daha başlangıç safhasındayken, veyahut daha başlangıç aşamasındayken teşhis edilmiş ve böylece hastalar; tedavinin getirdiği yan etkilerden daha az etkilenerek tedavi edilebilme olanağına kavuşmuşlardır.

Tedavilerin bir asır öncesine nazaran çok büyük ölçülerde kısalması tedavi masraflarını ve tedavi için harcanan emekleri düşürmüş, hastalıklardan kurtulmaoranlarını arttırmıştır. Bilimin ve özellikle teknolojinin gelişmesinin; aslında gayet sosyal sonuçlar doğurabileceği buradan kolayca görülebilmektedir. Bu sosyal sonuçlar vasıtasıyla, elektroniğin özellikle tıp elektroniğinin gelişiminin nasıl tıbba ve hastaya yansıdığı görülebilmektedir.

Sonuç olarak teknolojinin hayatın her parçasında olduğu gibi, tıbbın da artık vazgeçilmez bir parçası olduğu kolayca anlaşılmaktadır. Teknolojide yaşanan her gelişme, tıbbi teknolojiye yansıdığı takdirde tıpta ve hastalıklarda savaşımda etkisinin çok büyük olacağı aşikardır.

Radyodiyagnostik görüntülemede X-ışınları, Elektormanyetizma, Ses Dalgaları ve Radyoizotoplar kullanılmaktadır. Sayılan bu yöntemlerin birbirinden çok farklı özelliklerinin olması, her bir yöntemin birbirne karşı belirli ve spesifik bir ya da bir kaç alanda üstünlüklerinin olduğu kanısını uyandırmaktadır. Mevcut bu üstünlük ve zaaflar sonucu farklı lezyonların ve vücut bölgelerinin görüntülenmesinde bu yöntemlerin herhangi birisinin kullanılabileceğini göstermektedir.
Bazı radyodiyagnostik yöntemler hücrelerin yapısı hakkında çok detaylı ve işe yarar görüntüler üretebilirken bazı yöntemler ise hücrelerin yapısı yerine onların fizyolojisi hakkında yani çalışmaları hakkında bilgi verir. Tıbbi açıdan her iki görüntüleme yöntemlerinin de yeri doldurulamaz üstünlükleri vardır.
Bu noktada Radyodiyagnostik görüntülemeyi en baştan iki ana sınıfa ayırabiliriz. Bu iki ana sınıf;

  • Tanı Amaçlı Görüntüleme
  • Teşhis Amaçlı Görüntüleme

Tanı amaçlı görüntülemede hastalığın var olup olmadığının tanısı koyulmaya çalışılırken, Teşhis amaçlı görüntülemede hastalığın, hangi hastalık olduğunun belirlenmesi için yapılan görüntüleme sekanslarıdır.

Tanı Amaçlı Görüntüleme

Bu görüntülemede doku veya organların yalnızca kesitsel görüntüleri çıkarılır. Bu kesitsel görüntüler çekim esnasında, doku ya da organın o anki yapısal görüntüsüdür aslında. Bu yapısal görüntülere bakarak, doku anatomisi bilimine dayarak orada olmaması gereken bir lezyonun tanısı koyulabilir. Bu hastalıklı bir dokuya işaret etmektedir. Bu noktadan sonra yapılması gereken dokunun hangi hastalığa ait olduğunu keşfetmektir. İşte bu noktada devreye Teşhis amaçlı görüntüleme girer. Tanı amaçlı görüntüleme, görüntülerini oluştururken X-ışını kaynaklarını, Elektormanyetik alanları ve Ultrason dalgalarını kullanabilir. Birbirinden farklı olan tüm bu yöntemler, hekimin insan vücuduna farklı bakış açılarından bakmasını sağlar.
Tanı amaçlı görüntüleme cihazlarının bir bölümünü sıralamak istersek; Röntgen (Conventional X-ray), Floroskopi (Floroscopy), Mamografi (Mammography), Anjiyografi (Angiography),Ultrason (Ultrasonografi), Bilgisayarlı Tomografi (Computerized Tomography), Manyetik Rezonans (Magnetic Resonance) bu cihazların en bilinenlerini oluşturmaktadır.

Teşhis Amaçlı Görüntüleme

Tanısı koyulmuş bir dokunun tam olarak ne olduğunu belirlemek için yapılan görüntülemedir. Bu görüntüleme çeşidinde hastalıklı dokunun yapısal özelliklerini inceleyebilmek herhangibir ayrıntıya ulaşılamaz ancak dokunun tüm fizyolojik özelliklerine ulaşılabilir. Çünkü teşhis amaçlı görüntüleme dokuların fizyolojisini çok yüksek başarımda gösterebilecek bir alt yapıya sahiptir.
Teşhis amaçlı görüntülemede genellikle radyoizotop adını verdiğimiz, aslında radyoaktif olmayan maddelerin ışınlanarak izotoplarına dönüştürülmesiyle çok düşük radyoaktiviteye ve çok düşük yarılanma ömrüne sahip maddeler elde edilir. Bu maddeler insan vicuduna verildiğinde, o maddenin uğradığı insan dokusu; yüksek sensitiviteye sahip bir kamera sistemi tarafından incelenmekte ve içerisinde belirli bir radyoaktif madde bulunan dokunun yapısal görüntsününü çıkarmaktadır. Cihaz grafisini oluştururken, radyoaktif özelliğe sahip maddenin, dokunun içerisinde hangi kimsayallarla reaksiyonlara girdiğini, hangi vücut bölgelerine gönderildiğini, hangi dokularda parçalandığını vb fizyolojik doku bilgilerini üretir. Bu yöntem vasıtasıyla hekim daha önce tanısı konmuş şüpheli dokunun teşhisini koyarak uygulanacak tedaviyi belirleyebilir.

Teşhis amaçlı görüntüleme cihazlarını sıralamak istersek bunlar; Gama Kamera (Gamma Counter/SPECT), Pozitron Emisyon Tomografi (Pozitron Emission Tomography/PET) cihazları bu sınıfın en bilinenlerini oluşturmaktadır.

YAZAR : Ali Celal

Elektronik Mühendisi / E.Üni. Kalibrasyon Lab. Sorumlusu / Biyomedikal Kalibrasyon Laboratuvarı Sorumlu Müdürü (Sağ.Bak.) / X-Işınlı Görüntüleme Sistemleri Test Kontrol ve Kalibrasyon Uzmanı (Sağ.Bak.) / Ultrason-Doppler Sistemleri Test Kontrol ve Kalibrasyon Uzmanı (Sağ.Bak.) - Hatalı veya kaldırılmasını istediğiniz sayfaları diyot.net@gmail.com bildirin

Bir cevap yazın